28 Nisan 2017 Cuma

Büyük Selçuklu Devleti Hakkında Kısa Bilgi - Maddeler Halinde

Büyük Selçuklu Devleti Bayrağı

Büyük Selçuklu Devleti, Oğuzlar tarafından kurulmuştur.

Büyük Selçuklu Devleti'nin bilinen ilk atası Dukak Bey'dir. 

Devlete ismi Dukak Bey'in oğlu Selçuk Bey'den gelmektedir. 

Selçuk Bey'den sonra yerine Arslan Yabgu geçti. 

Arslan Yabgu'nun Gaznelilere esir düşmesi üzerine yerine Selçuk Bey'in torunları olan Tuğrul ve Çağrı Beyler geçti. 

Devletin gerçek kurucusu olarak Tuğrul Bey kabul edilmektedir. Anadolu'ya fetih amaçlı ilk Türk akınları Tuğrul Bey döneminde başlamıştır. 

1035 yılında Horasan'a yerleşmek için Gazneli Mesut'tan izin istediler. Gazneli Mesut'un kabul etmemesi üzerine iki devlet arasında savaş başladı. Savaşı Selçuklular kazandı ve Horasan'a egemen oldular. Tuğrul Bey, Nişabur'da kendi adına hutbe okuttu ve Selçuklu Devleti'nin bağımsızlığını ilan etti. 

1040 yılında Gazneliler ile yapılan Dandanakan Savaşı'nı kazandılar.

1048 yılında Bizanslılar ile yapılan Pasinler Savaşı'nı kazandılar. Bu savaş, Türklerle Bizanslılar arasında yapılan ilk savaş ve zaferdir. 

1055 yılında Bağdat Seferi ile Şii Büveyoğlulları yıkıldı ve Abbasi halifesi baskıdan kurtarıldı. Bu gelişme üzerine Abbasi halifesi Tuğrul Bey'i "Doğu ve Batı'nın Sultanı" ilan etmiştir. 

1071 yılında Bizanslılar ile yapılan Malazgirt Savaşı'nın kazandılar. Böylece Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış oldu.

En parlak dönemini Sultan Melikşah döneminde yaşamıştır. 

Sultan Melikşah'ın ölümünden sonra taht kavgaları başladı. 

1157'de Sultan Sencer'in ölümüyle devlet yıkılmıştır.

Büyük Selçuklu Devleti'nin yıkılmasına etki eden faktörler: Hanedan üyeleri arasında taht kavgalarının çıkması, merkezi otoritenin zayıflaması, atabeylerin bağımsız hareket etmesi, Batınilerin devlet adamlarına suikastlar düzenlemesi, Abbası halifesinin eski siyasi gücüne tekrar ulaşmak için Selçuklular aleyhine çalışmalarda bulunmasıdır. 

26 Nisan 2017 Çarşamba

Anayasa Nedir? Anayasa Hakkında Kısa Bilgi


Anayasa'nın geniş ve dar anlam olmak üzere iki anlamı vardır. Anayasa, geniş anlamıyla, bir devletin çeşitli kurumlarının görevlerini, yetkilerini ve işleyişini düzenleyen kurallar bütünüdür. Anayasa, dar anlamıyla ise, bir devletin kuruluşunu ve işleyişini düzenleyen kuralların resmi bir metinde toplandığı belgedir. 

Yazılı anayasaların ilk tarihi, 1787 ABD Anayasası ve 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi'ne dayanmaktadır. 

Her devletin geniş anlamda bir anayasası olmasına karşın her ülkede dar anlamda bir anayasa yoktur. Örneğin, İngiltere'de dar anlamda bir anayasa yoktur. Yazılı anayasalar yasalarla korunurken yazılı olmayan anayasalar adet ve geleneklerle korunmaktadır. Ancak şunu söylemek gerekir ki hiçbir anayasa tam anlamıyla yazılı değildir. Çok az sayıdaki anayasa ayrıntılı düzenlemelere yer verir. Yine aynı şekilde hiçbir anayasa da tamamen yazılı olmayan bir anayasa değildir. Çünkü her ne olursa olsun teamül, gelenek ve adetler bulunmaktadır.

Anayasalar, iktidarın gücünü kurallar aracılığı ile düzenler ve sınırlar. Anayasa, bir devletin temel kanunlarındandır ve normlar hiyerarşisinin en üstünde yer almaktadırlar. Bu durum kanunların ve diğer hukuk kurallarının anayasaya aykırı olmayacağı anlamına gelmektedir. 

Anayasal Devlet: Kuruluş ve işleyişi bakımından anayasal kurallara uygun devlettir. 

Anayasalı Devlet: Anayasal kurallar olmasına rağmen bu kurallara pek değer verilmediği durumlarda söz konusudur.

Anayasaları şu şekilde sınırlandırabiliriz;

1-) Maddi Anayasa ve Şekli Anayasa
2-) Yazılı Anayasa ve Yazısız Anayasa
3-) Sert Anayasa ve Yumuşak Anayasa
4-) Kazuistik Anayasa ve Çerçeve Anayasa

25 Nisan 2017 Salı

İskitler Hakkında Kısa Bilgi


İskitler, MÖ 8 yüzyıl ile MÖ 3 yüzyıl arasında Avrupa'nın doğusu ile Orta Asya'da hüküm sürmüş göçebe bir topluluktur. 

Orta Asya'da bilinen ilk atlı-göçebe Türk topluluğudur. 

İskitlerin en ünlü hükümdarı Alper Tunga'dır. İranlı şair Firdevsi'nin "Şehname" adlı eserinde Alper Tunga'dan "Efrasiyab" adı ile bahsedilmiştir. Firdevsi bu eserini Gazneli Mahmut'a sunmuştur. Eserde İstkitler ile Persler arasındaki savaş konu edilmiştir. 

İki önemli destana sahiptirler: Alper Tunga Destanı ve Şu Destanı. Alper Tunga Destanı'nda Persler ile yaptıkları mücadele, Şu Destanı'nda ise Büyük İskender ile yaptıkları mücadele anlatılmaktadır. 

İskitlerde kadın hükümdarlara "Tomris" adı verilmiştir. Alper Tunga'nın torunu Tomris Hatun, dünyanın ilk kadın hükümdarı olarak kabul edildiği için son derece önemli bir yere sahiptir. 

İskitler, maden işlemeciliğinde oldukça iyi bir konumdaydılar. Özellikle altın ve gümüş işçiliğinde ustalaşmışlardır. Bu sebeple İskitlere "Bozkırın Kuyumcuları" denilmiştir.

İskitlerin ordusunda kadın savaşlar da yer almaktaydı ve kadın savaşçılara "Amazon" adı verilmişti. 

İskitler atı evcilleştirmişlerdir. Böylece Ön Asya'da atı evcilleştiren ilk topluluk olmuşlardır. 

İskitler en çok Perslerle (İranlılar) mücadele etmişlerdir. 

Kemer, kemer tokası ve pantolonu ilk defa kullanmışlar ve tüm dünyaya da tanıtmışlardır. 

23 Nisan 2017 Pazar

Gazneliler Hakkında Kısa Bilgi - Maddeler Halinde - Özet

Gazneli Devleti Bayrağı
Gazneli Devleti'nin kurucusu kimdir? Gazneliler nerede kuruldu? Gazneli Devleti'ne kim son verdi? Gazneliler adını nereden almıştır?

Gazneli Devleti'nin hakkında önemli bilgileri şu şekilde sıralayabiliriz;
  • Gazneli Devleti, 963 ile 1187 yılları arasında hüküm sürmüştür. 
  • Devletin kurucusu Samanoğulları'nın Horasan Emiri Alp Tigin'dir. 
  • Kurulmadan önce Samanoğlulları Devleti'ne bağlıydı. Ancak Sebüg Tigin döneminde bağımsızlığını elde etmiştir.
  • Devlet, en parlak ve güçlü dönemi Gazneli Mahmut döneminde yaşamıştır. 
  • Gazneli Devleti'nin ismi kurulduğu yer olan ve Doğu Afganistan'da bulunan Gazne şehrinden gelmektedir.
  • Gazneli Mahmut, Abbasi halifesine baskı yapan Şii Büveyhoğulları ile mücadele etmiş ve Irak'ın kuzeyini ele geçirmiştir. Bu olayın ardından Abbasi halifesi tarafından kendisine "Sultan" unvanı verilmiştir. Böylece Türk tarihinde "Sultan" unvanını kullanan ilk hükümdar olmuştur. 
  • Gazneli Mahmut, İslamiyet'i yaymak için Hindistan'a toplam on yedi sefer düzenlemiştir. Bu seferlerin Hindistan'a İslamiyet'in yayılmasında büyük katkısı olmuştur. Bundan dolayı Gazneli Mahmut'a "Hindistan Fatihi" unvanı da verilmiştir. 
  • Gazneli Devleti'nin yıkılmasını etkileyen en önemli unsur çok çeşitli ırklardan meydana gelmesiydi. 
  • Sultan Mahmut'un ölümünden sonra eski gücünü kaybetmişlerdir. 
  • 1040 yılında yapılan Dandanakan Savaşı'nda Selçuklulara yenildiler.
  • Gazneli Devleti'ne 1187'de Gurlular tarafından son verildi. 

22 Nisan 2017 Cumartesi

UNESCO Hakkında Kısa Bilgi


Açılımı "Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü" olan UNESCO'nun kuruluş düşüncesi yirminci yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştı. Milletler Cemiyeti bünyesinde UNESCO'nun öncüsü sayılabilecek kuruluşlar mevcuttu. 

UNESCO'nun kuruluşunu sağlayan sözleşme 16 Kasım 1945 tarihinde imzalandı ve 4 Kasım 1946 tarihinde de yürürlüğe girdi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 14 Aralık 1946 tarihli kararıyla örgüte bağlı bir uzmanlık kuruluşu olmuştur. Türkiye, UNESCO'nun kurucuları arasında yer almıştır. UNESCO'nun merkezi Paris'tedir. 

UNESCO, kalıcı bir dünya barışına katkı sağlamak amacıyla kurulmuştur. Bu doğrultuda barış kültürünü ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik eder. UNESCO Sözleşmesi'nin giriş bölümünde, savaşların insanların zihinlerinde başladığından dolayı barışın egemen kılınabilmesi için öncelikle insanların zihinlerinde bunun gerçekleştirilmesi gerektiği, bunun da ancak bilim, kültür ve karşılıklı işbirliği sayesinde olabileceği belirtilmektedir. Faaliyet alanları şunlardır: Eğitim, kültür, sosyal ve beşeri bilimler, doğa bilimleri, iletişim. 

UNESCO, çok sayıda sivil toplum kuruluşu, vakıf, uluslararası ve bölgesel kuruluşlarla işbirliği yapar. UNESCO'nun yönetim organı olan Genel Konferans, tüm üye devletlerin katılımıyla oluşur ve iki yılda bir toplanır. Yürütme Kurulu, örgütün programını uygulamakla görevlidir ve 58 üyeden oluşur. UNESCO Yürütme Kurulu'nda Türkiye'yi farklı tarihlerde Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Kutsi Tecer ve Erdal İnönü gibi isimler temsil etmiştir. Türkiye'nin Paris'te UNESCO nezdinde bir daimi temsilciliği bulunmaktadır. 

UNESCO'nun "Dünya Miras Listesi" olarak isimlendirdiği bir uygulaması vardır. Bu listede Türkiye'den de çeşitli yerler yer almaktadır. 

Lozan Antlaşması'nda Türkiye Lehine Çözülen Konular


Lozan Barış Antlaşması, 24 Temmuz 1923'te imzalandı ve 23 Ağustos 1923'te TBMM tarafından onaylandı. 

Lozan Barış Antlaşması'nda Türkiye lehine çözümlenen konular şunlardır:

Kapitülasyonlar: Lozan Antlaşması ile birlikte Osmanlı Devleti zamanında yabancı devletlere verilen her türlü kapitülasyon kaldırılmıştır. Yalnız 1929 yılına kadar mevcut gümrük rejimi korunacaktı. Böylece ekonomik bağımsızlık yolunda önemli bir adım atılmış oldu. 

Azınlıklar: Türkiye sınırları içinde yaşayan tüm azınlıklar Türk vatandaşı sayıldı ve hiçbir şekilde ayrıcalık tanınmayacağı belirtildi.  

Yabancı Okullar: Türkiye'de faaliyet gösteren tüm yabancı okullar Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanacak ve denetimleri Türk müfettişler tarafından gerçekleştirilecektir. 

İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u Boşaltması: Lozan Barış Antlaşması ile birlikte İtilaf Devletleri'nin İstanbul'da bulunan kuvvetleri 2 Ekim 1923 tarihinde bir törenle İstanbul'u terk ettiler. 

Ermenistan Devleti'nin Kurulmasının Önününe Geçilmesi: Sevr Antlaşması'na göre Doğu'da bir Ermeni devletinin kurulması planlanmaktaydı. Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasıyla bu planın gerçekleştirilmesine izin verilmedi ve Doğu'da Ermeni devleti kurulmadı.

Osmanlı Devleti'nin Borçları: Türkiye, Osmanlı Devleti'nden kalan 140 milyon akçe borcu 87 milyon akçeye indirmeyi başardı. Bu borcun taksitler halinde ödenmesi kabul edildi. Böylece Duyun-u Umumiye İdaresi büyük ölçüde ortadan kaldırılmış oldu. Bundan sonra sadece borçların paylaştırılması işlevini yerine getirdi. Osmanlı Devleti'nden kalan borçların son taksiti 1954 yılında ödendi. 

Mikroekonomi ve Makroekonomi Nedir? Arasındaki Farklar


Mikroekonomi: Birey, aile ve işletmeler gibi küçük ekonomik birimlerin kararlarını inceleyen bir teoridir. Burada tüketicilerin fayda maksimizasyonunu, firmaların ise kar maksimizasyonunu nasıl sağladığı analiz edilir. Analizde tek bir tüketici ve firma alınır. 

Küçük ekonomik birimlerin kararlarını konu alan mikro ekonomi, refah ve değer teorilerinden oluşmaktadır. (Mikroekonomi= Değer Teorisi + Refah Teorisi) Buradaki değer teorisi ise üretici, fiyat ve bölüşüm teorilerinden meydana gelmektedir. 

Mikroekonomi, bir ekonomide fiyatlar nasıl oluşmaktadır ve nasıl değişmektedir, tüketicilerin ve üreticilerin fiyat oluşumundaki etkinlikleri nedir gibi soruların cevapları ile uğraşmaktadır. 

Mikroekonomi teorisine ilişkin ilk kitap, 1890 yılında Alfred Marshall'ın yazdığı "Ekonominin İlkeleri" kitabıdır.   

Makroekonomi: Ekonomiyi bir bütün olarak ele alır. Ekonomideki toplam gelir, toplam tüketim, toplam yatırım, istihdam düzeyi, fiyatlar genel düzeyi vs. gibi konular analiz edilir. Temel amacı fiyat istikrarının, tam istihdamın ve ekonomik büyümenin nasıl sağlanacağının incelenmesidir. 

Makroekonomi, 1929 Dünya Ekonomik Krizi'nin ardından ortaya çıkmıştır. Makroekomi teorisine ilişkin ilk kitap, 1936 yılında John Maynard Keynes'in yazdığı "İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi" kitabıdır.

Keynes, yaşanan krizin mevcut mikro analizle açıklanamayacağını belirtmiş ve yeni bir çerçeve oluşturmuştur.