31 Ekim 2012 Çarşamba

KARABAĞ SORUNU


Azerbaycan ile Ermenistan arasında uzun yıllar boyunca süregelen “Karabağ sorunu” nedir?
Ermenistan ordusunun birçok Azeri vatandaşını katlederek işgal ettiği Karabağ'daki dramı dünya nasıl görmezden geldi?
Uğur Mumcu'nun, 4 Nisan 1992 günü Milliyet gazetesindeki köşesinde kaleme aldığı “Karabağ Dramı” başlıklı yazısı, konu hakkında geniş bir bilgi vermekte. İşte Mumcu'nun o yazısı:

BÖLGEMİZDE yaşanan olaylar, etnik kargaşaların savaşa ve teröre dönüştüğünü gösteriyor. Çeşitli soy ve etnik gruplar arasındaki kargaşalar orman yangınları gibi büyüyor.
Ortadoğu'daki mezhep çatışmalarını, Yugoslavya'daki iç savaş izledi; Yugoslavya'daki iç savaşı, Bosna-Hersek olayları; Bosna-Hersek olaylarını, Azeri-Ermeni çatışması izliyor; Azeri-Ermeni çatışmasını da Türkiye'de PKK eylemleri.
Birtakım karanlık güçler, Türkiye'de bir "Türk-Kürt savaşıçıkarmaya çalışıyor.
Nereye bakarsanız bakın bir etnik kaynaşma görüyorsunuz.
Karabağ'da Ermeni çetelerinin Azeri köylerinde yaptıkları toplu kıyımlar yaşanıyor.
"Karabağ" İstanbul Üniversitesi'nde şimdiden sağ ve sol öğrenci kesimleri arasında anlamsız silahlı çatışmalara yol açıyor!
Karabağ, 1905 yılında da Azeriler ile Ermeniler arasında çatışmalara neden olmuş, aynı uyuşmazlık 1917 Sovyet Devrimini izleyen yıllarda da yaşanmıştı. Olay, yeni değil, geçmişi var.
"Karabağ" Azeriler ve Ermeniler arasında olduğu gibi bugün de temel sorunlardan birini oluşturuyor.
Azeri-Ermeni çatışması yakın tarihte yaşanan olaylardan da kaynaklanıyor.
1918 yılında imzalanan "Mondros Mütakeresi"nden hemen sonra Azerbaycan'ı ele geçiren İngilizler, Karabağ'ı Azerbaycan'a bağladılar.
Bu karar, Ermenilerce tepkiyle karşılandı.
Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan arasında 1922 yılında kurulan "Transkafkasya Sovyet Federe Sosyalist Cumhuriyeti", Sovyetler'e katıldı.
Bu cumhuriyetin ömrü fazla uzun olmadı. 1936 yılında da Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan; Sovyet cumhuriyetlerine dönüştüler.
"Nahçıvan", Azerbaycan'a Türkiye ile Rusya arasında imzalanan 28 Mart 1921 günlü Moskova Anlaşması ile bırakılmış, anlaşmanın 3.maddesiyle "Azerbaycan'ın himayesinde muhtariyete haiz bir arazi" statüsü tanınmıştı.
Nahçıvan'ın özerkliği 21 Ekim 1921 tarihinde Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan Cumhuriyetleri ile TBMM hükümetinin imzaladığı Kars Anlaşması ile de doğrulanmış ve özerklik anlaşmayla da güvenceye alınmıştı.
"Nahçıvan" ve "Karabağ" Azerbaycan'a bağlı özerklik statülerini son yıllara kadar korudular.
Ermeniler, bütün bu gelişmelere karşın Karabağ üzerindeki isteklerinden hiç vazgeçmediler.
1989 yılında Karabağ'ın özerklik statüsünden çıkarak, Azerbaycan'a bağlı bir komite tarafından yönetilmesi kararı alınmasından sonra, Ermeni saldırıları yoğunlaştı.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Ermeniler, Azerbaycan'a bağlanan Karabağ'ı ele geçirmek için son saldırıları artırdılar.
Karabağ, birkaç gün önce tümüyle Ermenilerin eline geçti.
Devletler hukuku açısından bugün Karabağ'da yaşanan bir "işgal" olayıdır. İşgalci ise Ermeni milis çeteleri değil, doğrudan doğruya Ermenistan Cumhuriyeti'dir.
Bu işgalin, Saddam'ın Kuveyt'i işgalinden de farkı yoktur.
Bütün dünyanın bu işgale hep birlikte karşı çıkması gerekir. Bu işgale ve toplu kıyımlara seyirci kalınırsa; yarın, bu saldırılar yeni yeni sorunlara yol açabilir.
Ermenilerin bütün dünyada kamuoyu oluşturacak güçlü "lobileri" olduğu biliniyor.
Gerçi, kısa adı AGİK olarak bilinen "Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı"nın Prag'daki son toplantısında "ateşkes" kararı alınmıştır. Ancak bu kararın AGİK'e yeni katılan Ermenistan tarafından nasıl uygulanacağı henüz belli değildir.
Ermeni lobileri, geçmiş acı örneklerde görüldüğü gibi bu olayları, dünya basınına, olduğundan başka türlü sunarlar.
Şovenizm geçerli bir siyaset olursa, bu siyaset hemen terör yöntemlerine başvurur, hem de propaganda teknikleri kullanır. Terörizmin bu biçimi Batı kamuoylarından da destek de sağlar.
"ASALA" örneğinde gördük; ASALA, yurt dışındaki temsilciliklerimize ve diplomatlarımıza silahlı saldırılar düzenledi. Dünya kamuoyu, bu saldırılar karşısında utanç verici suskunluğa gömüldü, bu terör örgütü Batılı başkentlerde karargah kurabildi.
Ortadoğu'da, Kafkaslar'da ve Orta Asya'da yeni dengeler oluşuyor.
Etnik terörü de, yaşanan kanlı kargaşaları da bu bağlamda görmek ve uygar insanlık adına; Vietnam'daki Amerikan, Afganistan'daki Sovyet, Kuveyt'teki Irak ve Karabağ'daki Ermenistan işgallerinin aynı terazilerde tartmak ve bütün bu işgaller konusunda aynı ölçüleri ve değer yargılarını kullanmak gerekir.

NOT: Milliyet gazetesinin 04.04.1992 tarihli nüshasından alınmıştır.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder