23 Ekim 2012 Salı

ADNAN KAHVECİ





Cemal Süreya der ki: "Her ölüm erken ölümdür."
Gerçekten de öyleydi; her ölüm erkendi.
Ülke olarak bu durumu az mı tecrübe etmiştik?
Özellikle de, birçoğumuzun "kara yıl" olarak adlandırdığı 1993'te...
Bu topraklarda yaşayanlar iyi bilir; kayıpların ve ayrılıkların yılı olan 1993'ü.
Kimleri kaybetmemiş, kimlerden ayrılmamıştık ki?
Turgut Özal, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, Bahtiyar Aydın ve ismini sayamadığım daha niceleri...
En çalışkan siyasetçilerimizi, en cesur gazetecimizi ve en donanımlı askerlerimizi bu "kara yıl"da kaybetmiştik.
Pazar günü, bu isimlerden Adnan Kahveci'nin ölüm yıldönümü.(5 Şubat 1993)
Adnan Kahveci, bundan 19 sene önce bir trafik kazası sonucu eşi ve kızıyla birlikte hayatını kaybetmişti.
Bu vesileyle onu hatırlayalım ve hatırlatalım.

*

Adnan Kahveci, unutulmaz bir siyaset adamıydı.
Trafik kazaları üzerine az kafa yormamıştı.
Trafikte suç işleyenlerin "anında ceza ödemesi" sisteminin mucidiydi.
Bu yasayla birlikte trafik kazalarının azalmasını umut ediyordu.
Ancak ne hazindir ki, kendisi bir trafik kazası sonucu yaşamını yitirdi.
Kaza mıdır, değil midir?...
Suikast olabileceği yolunda ciddi kuşkular vardı.
Ancak tüm soruşturmalara karşın suikast iddiası delillendirilemedi.
Yine de birçoğumuzun kafasında soru işaretleri yok değil!

*

O, tüm kesimlere kendini sevdirmeyi başarabilmişti.
Gazeteci Necati Doğru, farklı siyasi görüşleri paylaşmasına ve Kahveci'nin bakan olduğu hükümetin sıkı muhaliflerinden biri olmasına rağmen onun ölümünden sonra köşesinde şu satırları yazmıştı:
"Oysa sosyal vicdanı vardı.
Dubleciliğe karşı çıktı.
Sülüklüğe karşı çıktı.
Kıyak Emekliliğe karşı çıktı.
Rüşvete karşı çıktı.
Lojman sefasına karşı çıktı.
Kara ekonomiye karşı çıktı."
Açıkçası, Kahveci'yle aynı siyasi mecradaki kişiler bile onu bu kadar net ve güzel anlatamazdı.

*

Aslında daha okul sıralarında belliydi; zekiliği ve çalışkanlığı.
1966'da Kabataş Lisesi'ni birincilikle bitirmiş ve aynı yıl girdiği üniversite sınavında Türkiye birincisi olmuştu.
ABD'deki Purdue Üniversitesi'nde Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun olmuş, Missouri Üniversitesi'nde de doktorasını yapmıştı.
Ayrıca üç yabancı dil biliyordu.
Başarı, başarı, başarı...
Adnan Kahveci demek; başarı ve durmadan çalışmak demekti.
Turgut Özal, bu yeteneği görmede gecikmemişti.
1983'te ANAP'ı kurduğunda onu da yanına almıştı.
1987'de Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı, 1988'de de Maliye Bakanı oldu.
Bakan olmasına rağmen seçmen bölgesi olan İstanbul Kartal'dan hiç ayrılmadı.
Bölgesinde birçok kahveyi bizzat dolaşır ve ayrım gözetmeksizin birçok siyasi görüşten kişiyle istişare ederdi.

*

1991'de yeniden seçilen 130 milletvekili, ikinci kez 40'ar milyon lira maaş alacaktı.
O dönem, "duble maaş" olarak bilinen bu duruma en çok karşı çıkan vekillerden oldu.
Bu duruma şu sözlerle tepki göstermişti: "Ben; Ekim, Kasım, Aralık ayı maaşlarımı aldım.İkinci kez aynı aylar için maaş almak, kanunen hakkım olsa da vicdanen kendimde öyle bir hak görmüyorum."
Böyle de vicdanlıydı.

*

Meclis Lojmanları'nın yerine Merkez Bankası Lojmanları'nda kaldı. Gerekçesiyse; Meclis Lojmanı'nın devlete ayda 12 milyona, kendi kaldığı lojmanınsa 1 milyona mal olmasıydı.
"Makam şoförü uygulamasından vazgeçilmeli.Herkes kendi taşıtını kendi kullanmalı, benzin fişini kendi doldurmalıdır.Şoförleri başka alanda istihdam etmeliyiz." derdi.
Böyle de tasarrufluydu.
Onu birçoklarından farklı kılansa tasarrufa halktan değil, yöneticilerden başlama stratejisiydi.

*

Milli Emlak arazisini ucuza kapatmaya çalışanların karşısında dimdik durdu.
Kara ekonomiyi bitirmek için esnafa yazar kasa uygulamasını zorunlu hale getirdi.
Elektronik oy sayım cihazı ve mini yazar kasayı icat etti.
Bu icatlarının patentlerini de aldı.
Böyle de mucitti.

*

En sonki mucidi; "enflasyona çözüm" olacaktı.
Üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyordu.
Ancak uygulaması nasip olmadı.
Seçim sistemi üzerine de projeleri vardı; yürürlüğe koyamadığı.
Mesela bugün birçok partinin tartıştığı, aday belirleme sistemi.
Kahveci, yürürlükte olan sistemin lider sultasını oluşturduğunu savunuyordu.
Buna çözümüyse adayların, halkın katılımıyla ön seçim sonucunda belirlenmesiydi.
Bugün bile hala tartışılan bir mevzu değil mi?

*

Elinin altında hep bir hesap makinesi vardı.
Bilinen politikacı tipi değildi.
Her yönüyle farklı bir siyasetçiydi.
Gazeteci Taha Akyol, bir anısını köşesinde şöyle paylaşmıştı: "Cebinde daima taşıdığı hesap makinesini çıkarmış, 'ehliyet cüzdanı' yerine 'sürücü kartı' vermenin ne kadar tasarruf sağlayacağını hesap ediyordu."

*

Özal'ın direktifiyle Kürt sorunu üzerinde de çalışmalar yaptı.
Ülkemizde sayılı olan Kürt sorunu raporlarından biri ona aitti.
Bunun için bölgeye de sık sık gitti
Hatta bir keresinde PKK'nın pususundan son anda kurtuldu.

*

Talana, kaçağa, rüşvete karşıydı.
Sevmeyenleri de bu yönlerini bilirdi.
Öyle ki yıllar sonra bir bakan kaçak yapılaşmanın üzerine gittiğinde, "Adnan Kahveci'yi sakın unutma" sözleriyle tehdit edilecekti.

*

Siyasetin kıvraklıklarını ve inceliklerini bilmezdi.
Tek bildiği ve yaptığı; çalışmak ve üretmekti.
Onu, popülizmle suçlayanlar da oldu.
Ancak onu biraz tanıyanlar, bu iddiaları dikkate değer bulmadı.
Öldükten sonra ismi sokaklarda, caddelerde, parklarda,okullarda yaşadı.
Sağ görüşe mensup belediyeler de, sol görüşe mensup belediyeler de onun ismini vermekten hiç çekinmedi.
Dedik ya; herkes tarafından sevilen bir isimdi.

*

İşte böyle güzel adamdı, Adnan Kahveci.
Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

MERT C. DEMİR



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder