31 Ekim 2012 Çarşamba

Kurtlar Vadisi'nin Senaristleri Merak Edilen Soruları Cevapladı

Türkiye'nin fenomen dizisi Kurtlar Vadisi Pusu'nun senaristleri Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan Kanal 24'te Yiğit Bulut'un sunduğu "Sansürsüz" programına konuk oldu.


Yayınlandığı 10 yıl boyunca milyonları ekranlara kilitleyen Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin bu kamera arkasındaki kahramanları, diziye dair önemli açıklamalarda bulundu.



KURTLAR VADİSİ'NİN ŞİFRELERİ

Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan programın başında Kurtlar Vadisi'nin doğuş hikayesini anlattı. Ardından yeni sezonun ilk bölümünde yer alan (Başkan'ın öldürülmesinin ardından) Polat Alemdar ile Eşref Bey'in konuşma sahnesi ekrana getirildi. Yiğit Bulut, sahnede ne anlatılmak istendiğini sordu. Bahadır Özdener buna karşılık, "Benim için orada en çarpıcı başlık, Türkiye bölgesel güç olmak zorunda. Bu bir tercih, bir politika, bir bakış açısı değil. Zamanın ruhunun, bölgesel şartların, küresel şartların bize dayattığı bir gerçek. Ya var olacağız ya da yok olacağız. Var olmanın da yegane şartı bölgesel güç olmamız. Bunu biz tekrar tekrar dizinin içerisinde vurguluyoruz" diye konuştu. Özdener konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Türkiye içerisinde bu ikiye bölünen bir konu. Kendi kendimize yetelim bir politika, bölgeye yetelim bir başka politika. Ben burada bir senarist olarak vurgulamak istiyorum ki, bu bizim tercihimiz doğrultusunda bir karar değil. Bu bizim yapmak zorunda olduğumuz bir husus."

KURTLAR VADİSİ FİLİSTİN'E YABANCI BASININ TEPKİSİ

Bahadır Özdener, Kurtlar Vadisi Filistin filmiyle ilgili olarak dış basının tepkisine de değindi: "Filistin filminin basın gösteriminde herkes çeşitli sorular soruyor, fakat soruların hepsi İsrail'le ilgiliydi. 60 yıldır 80 yıldır orada bir mesele var ve bu Filistin eksenli bir mesele. BBC muhabiri bir soru sordu: 'Siz bu filmi para için mi yaptınız?' Ben de evet para için yaptık, çok fazla para var bu işte dedim. Oradaki basın mensuplarının da basın mensupluğundan ziyade istihbarat ajanı gibi davrandığını gördük. Sanki sizinle mülakata değil, size soru sormaya değil sizi manipüle etmeye, tehdit etmeye, korkutmaya ve hatta kendi fikirlerini kendi eksenlerinde söylemeye geliyor. Bu bizim 10 yıllık sürecimizde yabancı basın eksenli hep karşılaştığımız şeyler."



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder