2 Kasım 2012 Cuma

12 EYLÜL DARBESİ VE BÜLENT ECEVİT


12 Eylül Darbesi, her daim söylendiği gibi, "toplumun üzerinden bir silindir gibi" geçmişti.
Gözaltılar, idamlar, işkenceler, sansürler, yasaklar...
Kısacası demokrasi rafa kaldırılmıştı.
Partiler kapatılmış, liderlerine de 10 yıl siyaset yasağı konmuştu.(Fakat bu yasak 1987'de kaldırıldı.)
Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan...






12 Eylül Darbesi sırasında CHP Genel Başkanı olan Bülent Ecevit, darbe konusundaki düşüncelerini Milliyet gazetesinden Fikret Bila'ya verdiği röportajda dile getirmişti. O röportajdaki bazı satır araları oldukça önemli söylemler içeriyordu.

"ATATÜRK'ÜN VASİYETİNİ ÇİĞNEDİLER"

Bülent Ecevit, 12 Eylül Darbesi'nin düzenleyicilerini Atatürk'ün vasiyetini çiğnemekle suçluyordu: "27 Mayısçıların yapmak isteyip de CHP'nin karşı çıkması üzerine yapamadığı bir şeyi, yani Atatürk'ün yasal vasiyetini çiğneyerek Türk Dil ve Tarih Kurumlarını devletleştirme eylemini de '12 Eylülcüler' gerçekleştirdiler. Atatürk'ün vasiyetini çiğneyerek oluşturulan yeni kuruluş da, bu eyleme öncülük etmiş olan Sayın Kenan Evren'i geçen gün ödüllendirdi."

"LAİKLİKTEN EN BÜYÜK ÖDÜNLER DARBE DÖNEMLERİNDE VERİLDİ"

Bülent Ecevit, konuşmasının bir yerinde, Türkiye'de laiklikten en büyük ödünlerin demokrasi işlerken değil, demokrasinin askıya alındığı dönemlerde, yani silahlı kuvvetler işbaşındayken verildiğini söylüyordu.

MİLLİ GÜVENLİK KURULU'NDA AĞAÇ KESME KONUSU

Bülent Ecevit, askerin siyasetteki konumuna ilişkin bir anısını da aktarıyordu: "1974'te Başbakan olduktan sonra ilk kez Milli Güvenlik Kurulu toplantısına katılacaktım. Milli Güvenlik Kurulu gündeminde eskiden kalma ne gibi konular bulunduğu öğrenmek istedim. Önüme bir-iki sayfalık bir not geleceğini sanıyordum. Fakat kalın bir klasör geldi. Bu klasördeki Milli Güvenlik Kurulu gündemine girmiş ve karara bağlanmamış konuları okudukça hayrete düştüm. Konulardan biri şuydu: 'Erzurum'daki Atatürk Üniversitesi bahçesinin bilmem hangi köşesindeki ağaçlar kesilsin mi kesilmesin mi?' Böyle bir konunun milli güvenlikle hiçbir ilgili söz konusu olamazdı. Fakat belli ki asıl yetkili olan sivil kuruluşlar aralarında anlaşamayınca konuyu Milli Güvenlik Kurulu'na aktarmışlardı, yani askere havale etmişlerdi. Sivillerin böyle kendiliklerinden askere havale ettikleri konular da askerlerin devlet işlerindeki ağırlıklarını gitgide artırmıştır."

"DARBE YAPILMADAN ÖNLENEBİLİRDİ"

Bülent Ecevit, yaşanan terör olaylarının darbe yapılmadan da önlenebileceğini düşünüyordu: "Sıkıyönetim komutanlarının yetkileri sınırsız denebilecek kadar, Başbakan'ın isteklerini geri çevirecek kadar genişti. Eğer bu yetkiler gereğince kullanılsaydı herhalde devlet yönetimine el koyulmaksızın da terör büyük ölçüde önlenebilirdi."

NOT: Röportajın tamamına Milliyet gazetesinin 28.05.1990 tarihli arşivinden ulaşabilirsiniz.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder