27 Temmuz 2013 Cumartesi

Hürrem Sultan Kimdir? Hürrem Sultan'ın Hayatı


Hürrem Sultan, Avrupalıların "Muhteşem" dedikleri Kanuni Sultan Süleyman'ın başkadını. O da Kanuni gibi gerçekten "Muhteşem" sıfatına layık biri. Adı, Batılı kaynaklarda Roxelane, Rosa, Ruziac şeklinde geçen Hürrem Sultan, bu adı Kanuni'nin sarayına girdikten sonra aldı. Slav kökenli olduğu kesin. Ünlü tarihçi Hammer'e göreyse Galiçyalı bir papazın kızı. Saraya cariye olarak girdikten sonra padişaha takdim edildi ve ondan bir erkek çocuk dünyaya getirmesi üzerine, Kanuni ile nikahlandı.

Bu durum, Şehzade Mustafa'nın annesi Mahidevran Sultan'ı sinirlendirdi ve Hürrem ile arasında müthiş bir çekişme ve rekabet başladı. Ancak, Kanuni'nin annesi Hafsa Sultan, iki gelini arasına girerek bu çekişmenin büyümesini önledi. Önledi ama, son derece hırslı ve güzel bir kadın olan Hürrem Sultan, bu arada Kanuni'nin gözdesi olmuş, başkadınlığa yükselmişti. 

Hafsa Sultan'ın ölümünden sonra Hürrem Sultan'ın ihtirasını tıkayan son yol da kapandı ve bu sarışın, beyaz tenli, açık renk gözlü (mavi ya da yeşil) kadın, Osmanlı hareminin tek etkili ve egemen kişisi oldu. Kanuni'yi de etki alanı içine almıştı. Öyle ki, artık önemli devlet görevlilerini tayin ya da azletme gücüne erişmişti. Muhteris Hürrem Sultan'ın tek arzusu oğlu Şehzade Selim'in (Sonradan padişah olan ll. Sarı Selim) kocasından sonra Osmanlı tahtına çıkmasıydı. Bunun için önündeki tek engel, rakibi Mahidevran Sultan'ın oğlu ve veliaht Şehzade Mustafa idi. İlk iş olarak Mahidevran Sultan'ı Şehzade Mustafa'nın yanına göndertti. 

Sadrazam İbrahim Paşa, istekleri doğrultusunda hareket etmeyince yandaşlarıyla birlikte padişahı kışkırtarak, Kanuni'nin kızkardeşi Hatice Sultan'ın kocası olan Makbul İbrahim Paşa'yı öldürttü (1536) ve yerine kızı Mihrimah Sultan ile evli bulunan damadı Rüstem Paşa'nın sadrazam olmasını sağladı. Hemen bir entrikaya başvurarak Şehzade Mustafa'yı da öldürtüp, oğluna saltanat yollarını açtı. 

Hürrem Sultan, gerçekten çok hırslı biriydi ve kocasını avucunun içine almış, Osmanlı sarayına tek başına egemen olmuştu. Saraydaki otoritesini her geçen gün güçlendirirken hayır işlerine de önem verdi; birçok imaret, cami, çeşme vb. yaptırdı. 

Kanuni ile birlikte gittikleri Edirne'den dönerken yolda hastalandı ve oğlu ll. Selim'in padişahlığını göremeden, Valide Sultan olamadan öldü, Süleymaniye Camii avlusuna gömüldü. 1558'de öldüğünde 53 yaşındaydı...

KAYNAK

Erdoğan Tokmakçıoğlu, Milliyet gazetesi, 11.07.1992, s.17





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder