3 Temmuz 2013 Çarşamba

KEMAL SUNAL RÖPORTAJI


Kemal Sunal, 1996 yılında Milliyet gazetesinden Nilgün Cerrahoğlu'na röportaj vermişti. Röportajda kendisi hakkında merak edilen soruları cevapladı. İşte röportajın önemli bölümleri:

Ciddi film yapmayı hiç düşündünüz mü?
Hayır. Halk zaten baskı altında. Ekonomik, sosyal baskı altında. Özel yaşamında baskı altında. Sıkmadan, insanların gerginliğini ve stresini kaldırarak yumuşak yoldan bir şeyler vermeye çalışıyorum.

Popüler bir aktörsünüz. TV'ciliği hiç düşünmediniz mi?
Talk-showculuk, sunuculuk anlamında TV'ci olmam. Masterimi bu alanda yapmış olmama rağmen, -Radyo, TV, Sinema mezunuyum- TV'cilik yapmam. O ayrı iş. Ben oyuncuyum.

40 yaşında neden üniversite yaptınız?
Hiçbir işimi yarım bırakmadım. Tahsil hayatım, tiyatro yüzünden yarım kalmıştı. Aklımın bir köşesindeydi. İlk fırsatta hallettin. Master yeni bitti. Şimdi tez yazacağım.

Bu yaşta üşenmediniz mi?
Hayır. Tuttuğunu koparan bir insanım. Mutlaka yapmam lazımdı. Gençlere örnek olmak istedim. Okumanın yaşı yoktur. İstenilen yaşta okunabilir. Okul da bitirilebilir demek istedim. Türkiye'nin okuyan insana ihtiyacı olduğunu göstermek için.

Halk sizi niye seviyor?
Kendine yakın bulduğu için, 25 yıldır da bu sevgi devam ediyor.

İki-üç kuşak sizinle büyüdü demektir. Türkiye 25 yılda çok değişti. Hayatımıza TV'ler, bilgisayarlar, internetler girdi. Hala sizi seyrediyorlar. Nasıl açıklıyorsunuz?
Hayatımıza elektronik girdi ama Kemal Sunal filmlerinde duygu ve sevgi var. Bugünün Türkiye'sinde en çok da onun ihtiyacı, onun özlemi hissediliyor. Türkiye'de her gün kaç kişi üç yaşına giriyor, bunu da hesaplamak lazım. Üç yaşında Kemal Sunal'ı tanımaya başlıyor, giderek seyircisi oluyor.

En çok sizi çocuklar mı seviyor?
Çocuklar, gençler, yaşlılar. Büyükler çocukların arkasına gizlenip seyrediyor.

Aydınların filmlerinizi seyretmemesinden rahatsız mısınız?
Hayır bu beni rahatsız etmiyor. Ama TV'de filmlerim rating rekorları kırmaya başlayınca bütün aydınlar beni tebrik etmeye başladı.

"Türk halkının kültür düzeyi düşük. Kemal Sunal filmleri bundan prim yapıyor" diyen çok. Bu negatif puan değil mi?
Ben öyle bakmıyorum. Niye kültürsüz olsun. Halk meseleleri, her şeyi çok iyi biliyor. Türkiye'de neyin olup bittiğini çok iyi anlıyor. İlla kültür şart değil. O onun suçu değil ki. Sen verememişsin ne yapsın.

Özel hayatınızda gülen insan olarak tanınmıyorsunuz. Ciddi, içe kapanık, biraz çekingen...
Ciddi bir insanım. Çekingen olduğum doğru...

Çocukken de çekingen miydiniz?
Bizim zamanımızda bütün çocuklar çekingendi. Bugünkü çocuklar her şeyi TV'den öğreniyorlar. Biz her şeyi geç öğrendik. Üzerimizde sert bir baba baskısı vardı. Bugünküler çok serbest. Arasını bulamadık. 

En büyük rüyanız ne?
Bir Türk aktörü olarak dünya sinemasına açılmak. Holywood'da oynamak. Türkün olduğu her yerde beni tanıyorlar artık. Bugün İpek Yolu boyunca, Çin'e kadar Kemal Sunal'ı tanıyorlar. Balkanlar da öyle. Örneğin Yugoslavya sınırından girdiğim zaman karşılıyorlar ve köylerine kadar korna sesleriyle uğurluyorlar. Düğün alayı gibi gidiyoruz. Holywood neden olmasın?

Şöhret nasıl bir his?
Güzel, sıcak bir his. Paradan daha önemli.

Ya para?
Para ön planda olmadı benim için. TV'de oynayan filmlerden beş kuruş almıyorum. O filmler yapıldığında TV olayını öngörmemiştik. Böyle bir mukavelemiz de yoktu.

Kaynak: Milliyet gazetesi, Entellektüel Bakış, s.20, 30.06.1996 (Röportajın tamamına Milliyet gazetesinin arşivlerini yayınladığı internet sitesinden ulaşabilirsiniz.)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder