27 Temmuz 2013 Cumartesi

Musul Sorunu - Musul'u Nasıl ve Neden Kaybettik?


Musul Sorunu nedir? Musul nasıl kaybedildi? Musul'u hangi antlaşma ile kaybettik? Musul'u kaybetmemizin nedeni nedir?

Tarihçi-Yazar Mustafa Armağan, Mehtap TV'de yayınlanan 'Tarih Aynası' programında Musul Sorunu hakkında önemli açıklamalarda bulundu. İşte Armağan'ın açıklamaları: 

1923 yılının Ocak-Şubat ayları Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) oldukça hararetli tartışmalara sahne olmuştur. Bu tartışmalarda, Lozan'dan dönmüş bulunan İsmet Paşa'nın getirdiği haberler çok etkili oldu. Buna göre özellikle iki konuda Lozan'daki müzakerelerde tıkanıklık yaşanmıştı. Bunlardan birisi kapitülasyonlar, diğeri ise Musul meselesidir. 

MUSUL MİSAK-I MİLLİ'YE DAHİL Mİ?

Misak-ı Milli aslında bir konsepttir. Bu konsept esasını 7. maddede bulur. Bu 7. madde şöyle der: Hattı mütarekenin dahil ve haricinde bulunan Osmanlı-İslam ekseriyetinin haklarını ve topraklarını korumak... Yani Mondros Mütarekesi'nin dahilinde ve haricinde kalan müslüman Osmanlı çoğunluğudur söz konusu edilen

Dolayısıyla burada küçültülmüş bir Osmanlı profili karşımıza çıkar. Hiçbir zaman sınırlar tam olarak çizilmemiştir. 1923'ün başlarında mecliste Bitlis Milletvekili Yusuf Ziya Bey, Başbakan Rauf Orbay'a bir kez daha sorar: "Musul Misak-ı Milli'ye dahil midir, değil midir?" Rauf Orbay da, "Dahildir" der. 

Musul'un Türkiye'ye ait olduğu Lozan'da defalarca dile getirilmiştir. Fakat İngilizler de bizden Musul'u koparmak için ısrarla Basra Körfezi'nin çerçevesinde bir Musul haritası çizmeye çalışırlar. Dolayısıyla Musul müzakerelerde çok önemli bir rol oynamıştır. Lozan müzakerelerindeki 4 Şubat tarihli kesinti esas olarak Musul üzerinde cereyan etmiştir. 

1923 Temmuz'unda imzalanan Lozan Antlaşması'nda İngiliz delegasyonu, Musul'u bizden kopartmayı bir şekilde başardı. Şunu kabul etmek gerekir ki Musul konusunda Lozan'da başarılı olamadık. İngilizler bütün kozlarını kullanarak bizi Musul konusunda taviz vermeye zorladılar. 

Lozan'ın genel görüşmeleri içerisinde Musul'u çıkarttık ve dedik ki: "Bir yıl içerisinde biz İngilizlerle bu meseleyi çözeceğiz. Eğer çözemezsek bu mesele Cemiyet-i Akvam'a gidecek ve Cemiyet-i Akvam Musul'un kimde kalacağına karar verecek." 

MUSUL SORUNU VE ŞEYH SAİT İSYANI

Bir yıl içerisinde Musul'u halledemedik. Musul halkının bizi desteklediğini söyledik. Hatta 1922'de Özdemir Bey isimli bir binbaşıyı Mustafa Kemal anlaşmalı olarak Musul'a operasyonlar yapmaya gönderdi. Musul'daki bu operasyonlarda önemli ölçüde başarı sağlandı. Ama İngilizler daha sonra Özdemir Bey komutasındaki kuvvetlerimizi püskürtmeyi başardılar. Arkasından da gelen Şeyh Sait İsyanı, Musul konusundaki bütün tezlerimizin zayıflamasına sebebiyet verdi. 

1925'te gerçekleşen Şeyh Sait İsyanı'nın ardından İngilizler, "Siz kendi içinizde bir birlik sağlayamıyorsunuz, Kuzey Irak'ta hiç sağlayamazsınız" diyerek dünya kamuoyunu bizim aleyhimizde yönlendirdi.

1926'da İngilizlerle Musul üzerinde nasıl bir hakkımız olabileceği meselesi tartışıldı. O sırada Türkiye ekonomisinin de zorda olmasından dolayı Musul'daki petrollerden hisse almak istendi. Ancak İngilizler hisse vermedi, sadece kardan pay verebileceklerini söylediler. Bunu da ancak yüzde 10 ve 25 yıl için verebileceklerini söylediler. Türkiye'nin de elinde fazla pazarlık gücü kalmadığı için bu konuda daha fazla adım atılamadı ve 1926'da Musul kesin olarak İngilizlere devredildi. 

MUSTAFA KEMAL: DİRENİN, KURTULUŞ GÜNEŞİNİZ DOĞACAK

Ama 1925-1926 arasında Mustafa Kemal'in oradaki Cebbali ailesine bir mektup yazarak, "Direnin, yakında Kurtuluş güneşiniz doğacak" diye haberler gönderdiğini biliyoruz.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder