3 Ağustos 2013 Cumartesi

Yiğit Bulut - Derin Analiz - 02.08.2013 - TRT Haber


Başbakan Erdoğan'ın danışmanı Yiğit Bulut, TRT HABER'de yayınlanan 'Derin Analiz' programında, Türkiye'deki medya yapılanması ve finansal düzen hakkında açıklamalarda bulundu. İşte Yiğit Bulut'un açıklamalarından önemli bölümler:

Türkiye'de medya konusunu tartışırken çok dürüst ve cesur olmak lazım.

Eskiden hükümetlerle basın organik olarak kol kola girmiş ve 1994'te Türkiye'nin en büyük gazetesinin el değiştirmesinden sonra o gazetenin genel yayın yönetmeni, bir holdingin CEO'su gibi davranmıştır. Holdingin CEO'su gibi davranarak patronajla hükümet arasındaki ilişkiyi kurmuştur.

"MİLLETİN VARLIĞINI TRANSFER ETMEYE ALIŞMIŞ BURJUVA MEKANİZMASI"

Türkiye'de sermaye birikiminin 60 yıl geriye gitmesi ve bu sermaye birikiminin yüzyıllardan gelen bir ailesel veya üretimsel bir birikim değil tam tersi devlet varlıklarının transferine dayanması, yani Türkiye'de 1946 devalüasyonu sonrası bir burjuva sınıfının ortaya çıkmasının zorlanması ile devlet-millet varlığını transfer etmeye alışmış bir burjuva mekanizması ortaya çıkmıştır. 

Geçmişte patronlar, gerçek gazetecilere hiçbir zaman sahip çıkmadı.

Bu siyasi otorite, basınla arasındaki mesafeyi koruyan Türkiye'nin tek seçilmiş hükümetidir. 

Bu ülkede 1980 ile 2001 arasında başbakan ve bakanlar sermaye grupları veya medya patronları tarafından pijamalarla, şortlarla karşılandılar. 

Türkiye'deki şu anki basın sorunu, son 60 yıldaki organik ilişkilerinden kaynaklanıyor. 

"HALKIN SIRTINDAN 1,5 TRİLYON DOLAR TRANSFER EDİLDİ"

Geçmişte sermaye gruplarının halkın sırtından transfer ettiği paralar, 1,5 trilyon dolara yaklaştı son 33 yılda. Sadece 1980 ile 2002 arasında ödediğimiz faiz ve terörün maliyeti bize 1,5 trilyon dolara mal oldu. 

Bugün yaşananların faturasını dış basının da desteğiyle sadece Erdoğan'a kesmek vicdansızlıktır.

Mevcut medya yapılanması demokratik bir devlet yapısına müsaade etmiyorsa dağılmaya mecburdur.

Bu ülkede kim halkın menfaatini yerleşik düzene karşı korumaya kalktıysa, yerleşik düzen onu yok etmeye çalıştı.

"DÜNYADA ESAMEN OKUNMUYORSA GERÇEK BİR SANAYİCİ DEĞİLSİNDİR"

Eğer sen sadece kendi halkına, zamanında devlete kurdurduğun koruma duvarları eşliğinde bir şeyler satıyorsan, sen sadece kendi ülkenin sınırları içinde varsan, dünyada esamen okunmuyorsa sen gerçek bir sanayici değilsindir. Hiç kimse bozulmasın. 

Biz bundan 50 sene önce televizyon üretiyorduk. Kore'deki adam, 10 sene önce elektronik firmasını kuruyor ve 10 sene sonra piyasa değeri 500 milyar dolara geliyor. 

Türkiye'de 60 yıldır sanayi sektörü montaj sanayinin ötesine geçemedi

Bilgi temelli bir dünya kurulurken Türkiye'deki sanayinin hantallığını koruma çabası tartışılmalı.

Yerli sermayenin global ticarette yeri varsa içerideki hükümetlerle uğraşma peşinde olmaz.

Bugünkü medya 2002'den önce 28 Şubat ile ilgili manşet atabilme cesaretinde miydi?

"FİNANSAL VESAYET DE VARDI"

Türkiye'de sadece askeri vesayet değil, finansal vesayet de vardı. 

Geçmişte hangi başbakan Türkiye'deki finansal vesayetle, finansal yapılanma ile ilgili konuştu? İlk defa vatandaşın lehine finansal düzenlemeler için adım atılıyor.

İÇKİ VE SİGARA LOBİSİ

Bugün dünyada hiçbir lider içki ve sigara lobisine karşı durmaya cesaret edemez. 

Dış basın, sistematik bir biçimde Türk hükümetini itibarsızlaştırmaya çalışıyor. 

Mısır'a şu an İslam ülkelerinden de yeterli tepki gelmiyor.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder