31 Ekim 2016 Pazartesi

İngiliz İstihbaratına Sızan Sovyet Ajanı Kim Philby'in Hikayesi


Harold Adrian Russel Philby, 1 Şubat 1912 tarihinde Hindistan’ın Ambala şehrinde dünyaya geldi. 

Cambridge Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürürken buradaki gençlik oluşumlarına ilgi duydu ve Cambridge Üniversitesi Sosyalist Topluluğu’na üye oldu.

Üniversiteden mezun olduktan sonra Avrupa gezisine çıkan Philby, izlenimlerini şu şekilde anlatıyordu: “Gördüm ki diğer ülkeler de Britanya ile aynı durumdaydı. Bu durum kapitalist sistemin bir kriz içerisinde olduğunu kanıtlıyordu. Almanya’da işsizlik patlak vermiş, faşizmin etkisi artmış ve işçiler iyice fakirleşmişti. Sosyal demokratların nüfuzu oldukça azalmıştı. Kritik anlarda kabuklarına çekilirlerdi. Ancak solcuların istikrarlı ve güçlü bir destekçisi vardı: Sovyetler Birliği. Ve ben bu ülkenin mutlak desteklenmesi gerektiğini anladım.

Philby bu görüşleri doğrultusunda kariyerine kamu alanında başlamayı hedefledi. Fakat önce komünizme yakın siyasi eğilimleri olduğuna dair kişisel izlenimden kurtulmalıydı. 

1935 yılında gazetecilik yapmaya başladı. Faşizme yakın düşünceleri savunmaya başlayan Philby, Nazi Almanyası’na yakın Anglo-Alman Kardeşliği Derneği’ne üye oldu. İspanya İç Savaşı’nı gazeteci olarak takip etti. Burada Franco yanlılarına yakın bir tutum sergiledi.

Bir süre Times gazetesinde çalıştıktan sonra sonunda İngiliz İstihbarat Servisi’nin dikkatini çekmeyi başarmıştı. İngiliz Gizli Haberalma Servisi (SIS), Philby’ye ajanlık teklifi etti.

Buradaki başarılı çalışmalarıyla kısa sürede amirlerinin dikkatini çekti. 1944 yılında SIS’e bağlı Komünizmle Mücadele Dairesi’nin başına getirildi.

1946’da sergilemiş olduğu üstün hizmetten dolayı bizzat Kraliçe 2. Elizabeth’in elinden Devlet Üstün Hizmet Madalyası’nı aldı. Bir yıl sonra ise Stalin’in emri ile Kızıl Bayrak Nişanı ile ödüllendirildi. 

Philby İngiliz İstihbarat Servisi’nin gizli bilgilerine nasıl kolaylıkla ulaştığını şu sözlerle anlatıyordu: “Her gün ofisten koca bir çantayla çıkıyordum. Çantada kendi yazdığım raporlar, dosyalar ve arşivden aldığım belgeler oluyordu. Akşam bunları irtibat kurduğum Sovyet ajana teslim ediyordum. Sabah, tek tek fotoğrafı çekilen belgeleri geri alıyordum. Erkenden de arşive geri koyuyordum. Bunu yıllarca yaptım.

Philby, FBI ve CIA'yle koordinasyon için Washington'a gönderildi. Bu sırada Arnavutluk’taki komünist rejimi devirmek için gizlice binlerce Arnavut’un ülkeye sokulmasını içeren planı deşifre etti.

Philby, 1945 yılında bir yandan görevlendirdiği bir SIS ajanına Baltık ülkelerinde casusluk şebekesi kurmasını istemiş, diğer yandan da Sovyet istihbaratına bu şebekeyi bildirerek yakalanmalarını sağlamıştır.

İngiliz İstihbarat Servisi’nin, Philby’in Sovyetler’e çalıştığından şüphelenmesi üzerine KGB bir operasyonla Philby’i Lübnan’dan Sovyetler Birliği’ne kaçırdı. Ömrünün geri kalan kısmını burada geçirdi ve 1988 yılında öldü.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder